Konuşmadan Konuşun

Alman ve Amerikan informatik, tıp ve nörobilim uzmanları, ünlü bilim adamı Stephen Hawking gibi konuşma problemi olanları yakından ilgilendirecek, dili kullanmadan iletişim kurabilme imkânı kazandıracak çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Çalışmalar, beyin dalgalarıyla etkileşerek düşünceleri yazıya geçiren bir yazılım oluşturma üzerine.

stephen hawking
Son zamanlardaki buz dolu kovaların başlardan aşağı dökülmesiyle dikkatimizi çeken ALS hastalığından ve benzeri sonuçlara neden olan locked-in sendromundan mustarip hastalar ne yazık ki sözlü iletişim konusunda sağlıklı bireyler kadar şanslı olamıyor. Bilindiği üzere önemli bilim adamlarından Stephen Hawking de ALS yüzünden sınırlı sayıda kasını kullanabiliyor ve bu kas kullanım becerisi noksanlığı Hawking’e düşüncelerini aktarımda bilgisayar aracılığıyla iletişim sistemini kullanmaktan başka şans tanımıyor. Hawking bu sistemi söylemek istediklerini tek tek harf seçerek kullanıyor. Tek tek harf seçerek konuşmanın hızı, büyük bir hızla akan zamanda hayli yetersiz kaldığı için bu sistemin daha verimlisinin yani bir üst seviyesinin üretimi için üzerinde çalışmalar yapıldı. Brain to text (beyinden yazıya) isimli bu çalışma ALS, locked-in sendromu ve felç hastaları ile konuşma engellilere umut niteliğinde. Çalışmanın amacı net: dışardan ek bir yardım almadan konuşamayan hastaların iletişim kurabilmeleri için düşünceleri yazıya döken bir yazılım oluşturmak.

brainandcomputer620x353
Konuşamayanlar için bir dil görevini üstlenecek bu yazılımın hazırlanması aşamasında, EKoG (Elektrokortikografi) denilen beyin aktivitesini ölçme amaçlı yöntem kullanıldı. Yöntem beyne yerleştirilen elektrotlarla kullanıldığı için, kendi hastalıkları (epilepsi) sebebiyle beyinlerinin bir kısmına hâlihazırda elektrotlar yerleştirilmiş yedi gönüllüden yardım alındı. Elektrotların beynin sadece bir kısmına yerleştirilme sebebi tahmin edileceği üzere beyinde ortaya çıkabilecek hasarı en aza indirmek. Bu bilgi kafalarda “Hasar söz konusuysa neden kafatası üzerinden kullanılabilecek bir aygıt kullanılmıyor?” sorusunu oluşturuyor. Cevabı ise kafatasının bilgileri bulanıklaştırması ve bu tarz aygıtların algı konusunda yeterli hassasiyette olmaması.

Bu yedi deneğe çeşitli yazılar sesli şekilde okutuldu ve kişilerin kelimeleri söylemesi sırasında, sistem beyin verilerini ECoG sayesinde kaydetti. Beyin verileri en olası seslerle bilgisayar tarafından eşleştirildi ve bu sesler de dilde karşılık gelebilecek en uygun kelimelerle eşleştirildi. Eşleştirme sonuçları, amaca ulaşıldığının göstergesiydi.

Yazılımın doğruluk oranı ise kelime doğruluk oranının %75 gibi bir orana kadar çıkması ve sesin hata oranının %50’nin altına inmesiyle hayli umut verici. Çalışmanın yazarlarından Peter Brunner %100 doğruluk oranına çıkmanın gerek olmadığını, sistem algoritmasının %25lik kaybı sıkça kullandığımız otomatik düzeltme gibi düzeltebileceğini söylüyor.

Teknolojinin ilk oluşmaya başladığı zamanlardan beri insanlar onu anlamaya çalıştı ama şimdi brain to text ile o insanları anlamaya çalışacak.

Brain to text’in bu formatı standartlara indirilemez ve elektrot yerleştirimi için cerrahi müdahale gerekli. Bu nedenle bu inovasyona erişim biraz meşakkatli ve zaman alıcı olacak. Umarım içinde bulunulan düzeni değiştirme gücüne sahip bu yeni iletişim metodu en kısa zamanda her ihtiyacı olan kişinin kolayca erişebileceği bir formata döner.

Kaynak: http://journal.frontiersin.org/article/10.3389/fnins.2015.00217/full

0 cevaplar

Cevapla

Want to join the discussion?
Feel free to contribute!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir